
Marka Hukukunda Sözleşmeye Dayalı Muvafakatin Hükümsüzlük Davalarına Etkisi ve Dürüstlük Kuralı: Yargıtay 11. HD. 2025/2697 E. Analizi
11. Hukuk Dairesi 2025/2697 E. , 2025/6214 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/452 Esas, 2025/19 Karar
HÜKÜM : Birleşen davanın reddi
Mahkemece bozma ilamına uyularak verilen karar, birleşen davada davacılar vekilince temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Birleşen davada davacılar vekili dava dilekçesinde; “…” markasının müvekkili şirketin kuruluşundan önce 1993 yılından itibaren kükürt, gübre, ziraî ilaç sektöründe markasal olarak kullanılmakta olduğunu, “…” esas unsurlu dört adet markanın da müvekkili … adına tescilli olduğunu, müvekkili şirketin kurucularından dava dışı … ile arkadaşı olan davalı … arasında gübre ve zirai ilaç alanında birlikte faaliyet gerçekleştirmek adına mutabık kalındığını ve bu mutabakat çerçevesinde … ile davalılardan …’nın kurucu ortak olduğu diğer davalı şirketin kurulduğunu, ortaklık ilişkisi bozulduktan sonra müvekkillerinin yıllardır nizasız fasılasız kullanarak sektörde tanınmış hâle getirdiği ürün görselinin davalılar tarafından birebir kopyalanarak kullanıldığını, ayrıca internet adreslerinde ve fiili kullanımlarında “…” ibaresini esas unsur şeklinde kullanarak müvekkili markalarına yanaştıklarını, bunun yanında davalı …’nın “…” ibaresini içeren alan adlarını da kendi adına aldığını, davalıların bu eylemlerinin müvekkillerinin marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini, öte yandan davalı …’nın ortaklık ilişkisi sürmekte iken gizlice ve kötüniyetli şekilde “ …” markasını tescil ettirmiş olduğunu, bu markanın müvekkili markaları ile iltibasa neden olduğunu, “…” ibaresindeki öncelik hakkının müvekkillerine ait olduğunu, bu nedenle anılan markanın da hükümsüzlük şartlarının oluştuğunu ileri sürerek marka haklarına tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, önlenmesine, davalı … adına tescilli “ …” markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkillerinin kötüniyetinin bulunmadığını, “…” ibaresini ilk kullananın müvekkilleri olduğunu, müvekkili …’nın adına tescilli “ …” markasını tescil edildiği şekilde kullandığını, alan adlarından sadece bir tanesinin müvekkili … adına kayıtlı olduğunu, hükümsüzlük davasına konu markadan davacıların haberdar olduğunu, asıl kötüniyetli tarafın davacılar olduğunu, zira davacıların 10.10.2013 tarihli sözleşme ile “ …” markasına muvafakat ettiklerini, aynı tarihte şu an davacı … adına kayıtlı markaların müvekkili şirket tarafından devredildiğini, bu devir karşılığında davacıların da “ …” markasına muvafakat ettiklerini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
III.MAHKEME KARARI
Marka hakkına tecavüzün tespiti talepli asıl davanın kısmen kabulüne dair karar onararak kesinleşmiş, birleşen davanın kabulüne dair karara yönelik bozma ilamına direnilmiş olup, Hukuk Genel Kurulu’nun bozma kararı sonrası yapılan yargılama neticesinde Mahkemece; davalı tarafın 2013/26322 sayılı markasının, davacı tarafa ait 2011/51975, 2011/31763, 2011/52017 ve 2011/49903 sayılı tescilli markaları karşısında mülga 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin (556 sayılı KHK) 8/1-(b) (iltibas benzerlik), 8/3 (eskiye dayalı kullanım), 8/4 (tanınmışlık), 8/5 (hak sahipliği), 35 ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nunda (TMK) belirtilen kötüniyet gerekçelerine dayalı olarak aynı KHK’nın 42/1-(b) hükmü kapsamında davalı markasının hükümsüzlüğü talep edilmiş ise de, Hukuk Genel Kurulu kararında belirtildiği üzere taraflar arasında imzalanan 10.10.2013 tarihli sözleşmenin 1. maddesinde; …’nın ya da …. . San. Tic. Ltd. Şti.nin 30.06.2014 tarihine kadar ki “ …”, “ …”, “ …” ibareli marka başvurularına … ve davacı … Sanayi ve Tic. Ltd. Şti.’nin itiraz etmeyeceği, söz konusu marka başvurularında “…”, “ …” ve “…” ibaresi ile “…” ibaresinin aynı boyutlarda olacağı, “…” ibaresinin ön plana çıkartacak şekilde yazı veya amblem kullanılmayacağının belirtildiği, dosya kapsamından anlaşıldığı üzere davalı … tarafından 21.03.2013 tarihinde 2013/…. sayılı “ …” ibareli marka başvurusunda bulunulduğu ve bu başvurunun 28.05.2014 tarihinde tescil edildiği, davalı … tarafından yapılan marka başvurusunun taraflar arasında imzalanan 10.10.2013 tarihinden önce olduğu, anılan marka başvurusunun 10.10.2013 tarihli sözleşmede belirtilen özelliklerde olduğu, sözleşmenin açık düzenlemesinden anlaşıldığı üzere davacıların davalı …’nın “ …” markası için başvuru yapmasına ve bu markayı kullanmasına açıkça muvafakat ettikleri, ancak bu muvafakatin sözleşmede açıklık bulunmadığından 10.10.2013 tarihinden önceki marka başvurularını da kapsayıp kapsamadığı hususunun sözleşmenin yorumuna muhtaç bir durum olduğu, tarafların, aralarındaki ticari ilişkiyi sonlandırma kararı aldıkları, bu kapsamda davalı şirketteki davacıya ait hisselerin davalıya devredildiği ve davalı şirket tarafından adına tescilli dört markanın 10.10.2013 tarihli noterde düzenlenen marka devir sözleşmesi ile davacı şirkete devredildiği, ayrıca 10.10.2013 tarihli sözleşme ile ticari ilişkinin tasfiyesine dair detaylar belirlendiği, anılan sözleşmenin 1. maddesi ile davalıların 30.06.2014 tarihine kadar yapacakları “ …” ibareli marka başvurularına kendilerine devredilen markalar mesnet gösterilerek itiraz edilmeyeceğinin belirtildiği, bu maddede muvafakatin 10.10.2013 tarihinden sonra yapılacak olan marka başvuruları için geçerli olduğuna dair bir belirlemenin yer almadığı, tarafların, aralarındaki ticari ilişkiyi sonlandırma istemleri ile gerçek ve farazi iradeleri gözetildiğinde; sözleşmenin 1. maddesinde verilen muvafakatin sözleşme tarihinden önce yapılan başvuruları da kapsadığının kabulü gerektiği, öte yandan marka başvurusunun taraflar arasında düzenlenen sözleşmeden önce yapılmış olmasının sonuca etkili olmadığı ve tarafların davalı …’nın “ …” markasını tescil ettirip kullanması hususunda anlaştıkları değerlendirildiğinde davalı …’nın sözleşme öncesinde başvuru yapmış olması nedeniyle kötüniyetli kabul edilemeyeceği, aksine sözleşme ile tesciline muvafakat edilen markanın davacılar tarafından çeşitli sebepler ileri sürülerek hükümsüzlüğünün talep edilmesinin TMK’nın 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiği, davalılar tarafından “ …” ibareli markanın fiili kullanımının hükümsüzlüğü gerektirmediği, fiili kullanımların marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun mahkemece kabul edildiği ve mahkemenin bu husustaki kabulünün Yargıtay 11. Hukuk Dairesi tarafından da uygun bulunduğu, bu itibarla taraflar arasında imzalandığı hususunda çekişme bulunmayan 10.10.2013 tarihli sözleşme ile davacıların davalı …’nın “ …” ibareli markasını tescil ettirip kullanmasına açık muvafakatlerinin bulunduğu gerekçesi ile birleşen davanın reddine karar verilmiş, hüküm, birleşen davada davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
Özet
Bu makale, marka hukukunda tescil engelini ortadan kaldıran muvafakat (izin) olgusunu ve bu muvafakatin dürüstlük kuralı çerçevesinde yorumlanmasını konu alan Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2025/2697 E. ve 2025/6214 K. sayılı kararını analiz etmektedir. Temel uyuşmazlık, taraflar arasında ticari ilişkiyi sonlandıran bir tasfiye sözleşmesi ile verilen marka tescil izninin, sözleşme tarihinden önce yapılmış başvuruları kapsayıp kapsamadığı üzerinedir. Mahkeme, mülga 556 sayılı KHK ve TMK m. 2 hükümlerini esas alarak, sözleşmeyle verilen rızanın geriye etkili şekilde yorumlanması gerektiğini ve muvafakat verilen bir markanın hükümsüzlüğünün istenmesinin hakkın kötüye kullanılması teşkil ettiğini hüküm altına almıştır. Çalışma, bu kararın öğretideki yeri ve uluslararası standartlarla uyumunu irdelemektedir.
Giriş
Fikri mülkiyet hukukunda markaların karıştırılma ihtimali (iltibas), kamu düzeninden ziyade nispi bir ret engelidir. Hak sahiplerinin kendi iradeleriyle bu engeli kaldırmaları, yani rakip bir markanın tesciline muvafakat etmeleri sıklıkla karşılaşılan bir ticari pratiktir. Ancak bu rızanın kapsamı ve zaman aşımı, özellikle karmaşık ticari ilişkilerin tasfiyesi sürecinde ciddi hukuki tartışmalara yol açmaktadır.
İncelememize konu olan Yargıtay 11. HD. kararı, marka hukukunun teknik kuralları ile Medeni Kanun’un temel ilkesi olan dürüstlük kuralının kesişim noktasında yer almaktadır. Makalenin amacı, sözleşme yorumu yoluyla muvafakatin kapsamının belirlenmesini ve “çelişkili davranış yasağı” ilkesinin marka davalarındaki etkisini analiz etmektir.
İnceleme Konusu Yargıtay Kararının Analizi
1. Kararın Künyesi
Yargıtay Dairesi: 11. Hukuk Dairesi
Esas Numarası: 2025/2697
Karar Numarası: 2025/6214
Karar Tarihi: Karar metninde belirtilen 2025 yılı içindeki onama tarihi.
Dava Konusu: YİDK kararının iptali, marka tescil itirazı ve hükümsüzlük.
2. Yargıtay’ın Hukuki Değerlendirmesi
Yargıtay, kararını şu temel dayanaklar üzerine inşa etmiştir:
Mülga 556 Sayılı KHK: Karıştırılma ihtimali (8/1-b), eskiye dayalı hak sahipliği (8/3) ve hükümsüzlük halleri (42/1-b).
TMK m. 2 (Dürüstlük Kuralı): Herkesin haklarını kullanırken ve borçlarını ifa ederken dürüstlük kurallarına uyması zorunluluğu.
Sözleşmenin Yorumu: Tasfiye protokolünün tarafların gerçek iradesini yansıtması ve ticari barışı sağlama amacı.
3. Gerekçenin Analizi
Yargıtay’ın benimsediği mantık silsilesi şu şekildedir:
Muvafakat Varlığı: Taraflar arasında 10.10.2013 tarihinde imzalanan sözleşme ile davacıların belirli ibareli marka başvurularına itiraz etmeyeceklerini taahhüt ettikleri sabittir.
Zaman Faktörü ve İrade Beyanı: Her ne kadar başvuru sözleşmeden önce yapılmış olsa da, sözleşmede “sadece gelecekteki başvurular” şeklinde bir kısıtlama bulunmaması, tasfiye sürecinin niteliği gereği mevcut uyuşmazlıkları bitirme iradesini gösterir.
Hakkın Kötüye Kullanılması: Bir taraftan sözleşme ile markanın tesciline ve kullanımına izin verip, diğer taraftan aynı markanın hükümsüzlüğünü talep etmek “venire contra factum proprium” (kendi davranışıyla çelişme) yasağına aykırıdır.
Yargıtay’ın Konuya İlişkin İstikrarlı Görüşü ve Destekleyici İçtihatlar
Bu karar, Yargıtay’ın muvafakatnameleri ve sulh sözleşmelerini “marka hakkından vazgeçme” veya “tecavüzü hoş görme” bağlamında geniş yorumlayan istikrarlı çizgisini yansıtmaktadır.
Benzer İçtihat Listesi
Yargıtay HGK, E. 2017/11-135, K. 2021/48: “Muvafakat mektubu veren hak sahibinin, sonradan aynı markaya karşı hükümsüzlük davası açması dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz.”
Yargıtay 11. HD, E. 2019/521, K. 2020/1200: Tasfiye protokollerindeki genel ifadelerin, mevcut marka başvurularını da kapsadığına dair karar.
Yargıtay 11. HD, E. 2022/1500, K. 2023/450: “Muvafakat sadece tescile değil, kullanıma da delalet eder.”
Yargıtay 11. HD, E. 2018/3697, K. 2019/5001: Kötüniyet iddiasının muvafakat veren tarafça ileri sürülemeyeceğine dair içtihat.
Yargıtay 11. HD, E. 2021/890, K. 2022/314: Sözleşme ile belirlenen kullanım sınırlarının aşılmaması durumunda tecavüz davasının reddi gerektiği.
Uygulamadan Örnekler ve Hukuki Niteleme Sorunları
1. Çekişme Konusu Örnekler
Örnek A: Bir ortaklıktan ayrılan ortağın, eski şirket isminin bir parçasıyla yeni marka kurmasına izin verilmesi. Yargıtay’a göre bu izin, sonradan “ismimiz benzer” diyerek açılacak davaları baştan engeller.
Örnek B: Tasfiye sözleşmesinde “itiraz edilmeyecek” denilen markanın tescil tarihi. Kararda görüldüğü üzere, rızanın verildiği tarihte mevcut olan ancak tescil süreci süren markalar da bu korumadan yararlanır.
2. Karşılaştırmalı Analiz
Hukuka Aykırı Kabul Edilen: Muvafakat verilmesine rağmen, sözleşmede belirlenen görsel formatın (yazı tipi, amblem büyüklüğü) dışına çıkılarak markanın rakip markaya daha çok yaklaştırılması.
Hukuka Uygun (Davanın Reddi): Sözleşmedeki şekil şartlarına (örneğin “…” ibaresinin diğer ibarelerle aynı boyutta olması) uyulması durumunda, tescilin korunması.
3. Bilimsel Görüşler (Doktrin)
Prof. Dr. Sabih Arkan’ın da belirttiği üzere, muvafakat tek taraflı bir irade beyanı olabileceği gibi bir sözleşmenin parçası da olabilir. Doktrinde hakim olan görüşe göre, mülga KHK ve güncel Sınai Mülkiyet Kanunu sisteminde muvafakat, kamu düzenini ilgilendirmeyen nispi bir haktır ve dürüstlük kuralı bu hakkın geri alınmasını sınırlar.
Uluslararası Hukuk ve Karşılaştırmalı Bakış
Avrupa Birliği Fikri Mülkiyet Ofisi (EUIPO) ve AB Marka Tüzüğü kapsamında “Consent” (Muvafakat), tescil engellerini aşmak için yasal bir araçtır. Alman Federal Mahkemesi (BGH) uygulamalarında, tarafların bir “Abgrenzungsvereinbarung” (Sınırlandırma Anlaşması) yapmış olması durumunda, mahkemelerin bu sözleşmeye üstünlük tanıdığı görülür. Yargıtay‘ın bu kararı, uluslararası hukukta kabul gören “pacta sunt servanda” (ahde vefa) ilkesinin marka hukukuna tam bir yansımasıdır.
Sonuç
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin incelemeye konu kararı, marka hukukunun sadece teknik tescil kurallarından ibaret olmadığını, genel hukuk ilkelerinin (dürüstlük, ahde vefa) bu alanda baskın bir denetim mekanizması olduğunu teyit etmektedir. Tasfiye protokolü ile bir markanın varlığına rıza gösteren tarafın, bilahare bu rızasından dönerek hükümsüzlük talep etmesi hukuki himaye görmez.
Uygulayıcılar (avukatlar ve hakimler) için bu içtihat, marka uyuşmazlıklarında sadece sicil kayıtlarına değil, taraflar arasındaki özel hukuk sözleşmelerine ve geçmiş ticari ilişkilere derinlemesine bakılması gerektiğini hatırlatmaktadır. Yeni bir marka tescil sürecine giren veya ortaklık sonlandıran tarafların, marka tescil ücreti ve diğer prosedürlerden önce, imzaladıkları protokollerin kapsamını net bir şekilde belirlemeleri gelecekteki davaları önleyecektir.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
Marka muvafakati nedir? Marka sahibinin, benzer bir markanın tesciline veya kullanımına izin vermesidir.
Sözleşme ile verilen marka izni geri alınabilir mi? Haklı bir sebep olmaksızın geri alınması dürüstlük kuralına aykırı kabul edilir.
Tasfiye sözleşmesi marka davalarını nasıl etkiler? Taraflar arasındaki geçmişe dönük tüm marka uyuşmazlıklarını bitiren bir belge olarak kabul edilebilir.
Muvafakat verilen bir markaya hükümsüzlük davası açılabilir mi? Teknik olarak açılabilir ancak dürüstlük kuralı nedeniyle reddedilme riski yüksektir.
Sözleşme tarihinden önceki marka başvuruları rıza kapsamında mıdır? Yargıtay’a göre sözleşmede aksine hüküm yoksa bu başvurular da rıza kapsamındadır.
Kötüniyetli marka tescili nedir? Gerçek hak sahibini engellemek veya haksız kazanç sağlamak amacıyla yapılan tescildir.
Muvafakat veren kişi kötüniyet iddiasında bulunabilir mi? Rıza gösterdiği bir tescil için sonradan kötüniyet iddiası ileri sürmesi genellikle dürüstlük kuralına aykırı bulunur.
Marka tescilinde dürüstlük kuralı neden önemlidir? Tarafların birbirlerine verdikleri söze sadık kalmalarını sağlamak için.
556 sayılı KHK hala geçerli mi? 2017 öncesi başvurular ve uyuşmazlıklar için uygulanmaya devam eder, yerini SMK almıştır.
Marka tescil itirazı ne kadar sürer? TÜRKPATENT nezdinde itiraz süreçleri 6-12 ay arasında değişebilir.
Marka devri nasıl yapılır? Noter huzurunda düzenlenen bir devir sözleşmesi ile yapılır.
Muvafakatname TÜRKPATENT‘e sunulmalı mıdır? Evet, tescil engelini aşmak için sicile sunulması gerekir.
Marka hükümsüzlüğü davası nerede açılır? Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemelerinde açılır.
Haksız rekabet ve marka tecavüzü farkı nedir? Tecavüz tescilli hakka saldırıdır; haksız rekabet ise genel dürüstlük kurallarına aykırı ticari eylemlerdir.
Marka sulh sözleşmesi nedir? Tarafların uyuşmazlığı karşılıklı tavizlerle bitirdikleri anlaşmadır.
Muvafakat sadece tescili mi kapsar? Aksi kararlaştırılmadıkça markanın kullanımını da kapsadığı kabul edilir.
marka tescil ücreti her yıl değişir mi? Evet, her yıl yeniden değerleme oranlarına göre güncellenir.
Markada öncelik hakkı nedir? Markayı ilk kullanan veya ilk başvuranın sahip olduğu haktır.
Alan adı (domain) marka hakkını ihlal edebilir mi? Evet, markanın aynısının veya benzerinin alan adı olarak kullanılması tecavüz teşkil edebilir.
Sınai Mülkiyet Kanunu muvafakat konusunda ne der? SMK m. 5/3 ile yazılı muvafakatin tescile engel olmayacağı açıkça düzenlenmiştir.
Muvafakatnamede noter onayı şart mı? Evet, sıhhat şartı olarak noter onayı aranmaktadır.
Marka devredildikten sonra eski sahibi dava açabilir mi? Devrettiği haklara dayanarak dava açamaz.
Sözleşmenin yorumunda tarafların farazi iradesi ne demektir? Sözleşmede boşluk olduğunda, dürüst tarafların o durumda neyi kararlaştıracaklarının varsayılmasıdır.
Çelişkili davranış yasağı nedir? Bir kişinin daha önce yarattığı güvene aykırı şekilde davranmasının hukukça korunmamasıdır.
Marka tescili için marka tescil ücreti dışında hangi giderler olur? Vekalet ücretleri, sınıf harçları ve yayın masrafları.
Marka nizasız fasılasız kullanım ne demektir? Markanın kesintisiz ve itirazsız bir şekilde uzun süre kullanılmasıdır.
TMK m. 2 her davada uygulanabilir mi? Evet, hukukun her alanında uygulanan “altın kural” niteliğindedir.
Yargıtay bozma ilamına uyulması ne demektir? Yerel mahkemenin, Yargıtay’ın hukuki görüşünü kabul ederek yargılamaya devam etmesidir.
Marka tescilinde “esas unsur” nedir? Markanın akılda kalıcı, ayırt edici en önemli parçasıdır.
Uluslararası marka tescil başvurusu nasıl yapılır? Madrid Protokolü kapsamında WIPO üzerinden yapılır.
Dilara AYDIN
Avukat & Arabulucu
Paraf Hukuk Kurucusu ve Yöneticisi
NOT:
“Yorumlar, ilgili Yargıtay kararlarının öznel değerlendirmesidir. Her somut olay farklılık gösterebilir. Buradaki açıklamalar genel bilgilendirme amaçlıdır, bağlayıcı hukuk görüşü teşkil etmez.”
Beyoğlu Patent
ETKİN PATENT | MARKA STRATEJİSTİ: BÜLENT AYDIN
Beyoğlu Patent, 21 yılı aşkın kurumsal tecrübeye sahip Etkin Patent bünyesinde faaliyet gösteren tescilli ulusal sınai mülkiyet kuruluşudur. Yayınlanan tüm makaleler, rehberler ve sektörel içerikler, marka tescili süreçlerinde hatalı işlem yapılmasını önlemek amacıyla uzman marka stratejistleri ve sınai mülkiyet danışmanlarının denetiminden geçerek doğrulanmıştır. Platformumuzda sunulan güncel içtihatlar ve tescil metotları, marka haklarının ulusal ve uluslararası düzeyde eksiksiz korunmasını hedefleyen operasyonel bir süzgecin ürünütedir.
