
Kötüniyetli Marka Tescilinin İspatında Fuar Katılımının Rolü ve Dava Konusuz Kalmasında Gider Rejimi: Yargıtay’ın Güncel Görüşü (E. 2023/6734)
11. Hukuk Dairesi 2023/6734 E. , 2024/8132 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1822 Esas, 2023/1397 Karar
HÜKÜM : Karar verilmesine yer olmadığına
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/412 E., 2021/154 K.
Taraflar arasındaki marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 1931 yılından bu yana jemoloji (değerli ve süs taşların bilimi) eğitimi veren ve değerli taş araştırması yapan, kâr amacı gütmeyen bir organizasyon olduğunu, değerli taşlar için kalite değerlendirme standartları belirleyip standartları koruyarak hem değerli taş alıcılarının, hem de satıcılarının menfaatlerini korumayı misyon edindiğini, müvekkili isminin ve baş harflerinin (… tescil numaralı Gemologıcal Institute Of America ve 2478468 tescil numaralı Gia Gemological Institue Of America) Amerika Birleşik Devletleri Patent ve Marka Ofisi nezdinde marka olarak tescil edildiğini, markaların geniş bir coğrafyada yaygın kullanım neticesinde dünyaca bilinen tanınmış bir marka haline geldiğini, müvekkilinin ayrıca “…”, “Gıa Diamond Dossier”, “…” gibi, içerisinde “GIA” ibaresinin yer aldığı seri marka niteliğinde birçok tescilli markanın da sahibi olduğunu, “GIA” markasının Paris Sözleşmesi ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’na (6769 sayılı Kanun) göre davacıya ait tanınmış bir marka olduğunu, müvekkilinin “GIA” ibaresinden oluşan alan adı aracılığı ile dünya çapında pek çok kişiye ulaştığını, müvekkilinin ve markalarının Türkiye’de ilgili kesim tarafından bilindiğini, tanınmış marka olduğunu, davalının da müvekkili ile aynı sektörde faaliyet gösterdiğini, müvekkili şirketinin markaları ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olan davalı yana ait “Gıa Gemologıcal Instıtute Of Ankara” ve “Gıa” markalarının tescilinin hükümsüz kılınması gerektiğini, müvekkilinin “GIA” ve “Gemological Institute Of America” markalarının gerçek hak sahibi olduğunu, davalının kötü niyetli olarak marka başvurusu yaptığını, davalı eylemlerinin müvekkilinin tescilli markasından doğan haklarına zarar verdiğini ileri sürerek 2012/46912 tescil numaralı “GIA Gemological Institute of Ankara” ibareli markanın hükümsüzlüğünü talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davaya konu markanın yine müvekkili adına tescilli “GIA” markasının serisi niteliği taşıdığını, davacının “GIA” markasının müvekkilince kullanıldığını bildiği halde sessiz kaldığı için dava konusu markayı hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremeyeceğini, davacının başka bir dosyada davalı adına tescilli “GIA” markasının hükümsüzlüğü için dava açtığını, her iki davanın birleştirilmesi gerektiğini, müvekkilinin markalarının davacıya özgülenemeyeceğini, “Gemologicial Institute of” ibaresinin davacının inhisarına bırakılamayacağını, davacının tanınmışlık iddiasının gerçeği yansıtmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, davacının “GIA” ve “GIA GEMOLOGICAL INSTITUTE OF AMERICA” markalarını fiilen yurt dışında uzun süreden beri çok yoğun olarak kullandığı, bu markaları pek çok ülkede tescil ettirdiği, davacının Türkiye’de marka tescili başvurusu yapmadığı, davalı markası aleyhine yaptığı itirazların da itiraz süresinin kaçırılması nedeniyle Türkpatent tarafından işleme alınmadığı, davacıya ait “GIA” ve “GIA GEMOLOGICAL INSTITUTE OF AMERICA” markaları ile dava konusu 2012/46912 tescil numaralı “GIA GEMOLOGICAL INSTITUTE OF ANKARA” markalarının birbiri ile markayı oluşturan unsurlar ve tescil sınıfları bakımından 6769 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi ve 6 ncı maddesinin birinci fıkrası iltibasa neden olacak derecede benzerlik taşıdığı, davacının faaliyetinin, davalıya ait 2012/46912 tescil numaralı “GIA GEMOLOGICAL INSTITUTE OF ANKARA” markasının tescil kapsamında kaldığı, dava konusu marka tescil başvurusunun 22.05.2012 tarihinde yapıldığı, davacının ise 22-25 Mart 2012 tarihlerinde Türkiye’de fuara katıldığı, davalının da aynı fuara katılması dikkate alındığında, davacının davalı markasının başvuru tarihinden önce Türkiye’de bu markayı kullandığı, bu nedenle dava konusu 2012/46912 tescil numaralı “GIA GEMOLOGICAL INSTITUTE OF ANKARA” markasının 6769 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrası delaletiyle hükümsüzlüğünün talep edilebileceği, dava konusu markanın Türkiye’de davacı tarafından daha önce kullanıma konu edildiği, davalının jemoloji veya gemoloji gibi çok sınırlı sayıda kişinin bildiği bir terimi ihtiva eden bir markanın birebir aynısı için marka başvurusu yaptığı, davacı markasının da ilgili sektördeki ciddi bilinirliği dikkate alındığında, dava konusu 2012/46912 tescil numaralı “GIA GEMOLOGICAL INSTITUTE OF ANKARA” markalarının tescilinin 6 ncı maddesinin dokuzuncu fıkrası anlamında kötü niyetinin kabulü gerektiği, markanın fiili tescil tarihinden itibaren 5 yıllık sürenin dolmadığı, davacı markalarının Türkiye’de tanınmış marka statüsünde değerlendirilmesi mümkün değil ise de, davacının önceden yurt dışı tescilli markasının davalı tescil başvurusundan önce Türkiye’de fuara katılarak ve eğitim faaliyetlerinde bulunarak fiilen kullanılması karşısında işaretlerin iltibasa sebebiyet vereceği gerekçesiyle davalı adına tescilli 2012/46912 tescil numaralı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, marka kayıtlarının Türkpatent’ten celp edilerek dosya arasına alındığı, yazı cevabına göre işbu davaya konu 2012/46912 tescil numaralı “GIA Gemological Institute of Ankara” ibareli marka ile seri marka savunmasına konu 2012/46913 numaralı “GIA” ibareli markanın müddet olduğunun anlaşıldığı, marka hükümsüzlüğü istenmişse de karar tarihinden sonra marka geçersiz olmakla davanın konusu kalmadığı, harç ve yargılama giderlerinin dava tarihindeki haklılık durumuna göre değerlendirilmesi gerektiği, alınan her iki raporun genel itibarı ile aynı yönde olduğu, davacının Türkiye’de tescilli markası olmasa da 22-25 Mart 2012 tarihleri arasında Türkiye’deki fuara katıldığı, davalının da bu fuarın katılımcıları arasında yer aldığı, 22.05.2012 tarihinde de dava konusu markanın tescili için başvurduğu, davacının “GIA” ve “Gemological Institute of America” ibareli yurt dışında 71 ülkede tescilli markası ile dava konusu “GIA Gemological Instutue of Ankara” markasının benzerlik taşıdığı, tüketici nezdinde iltibas oluşacağı, sınırlı sayıda kişinin bildiği jemoloji, gemological ibaresinin ve davacı markasının aynısının seçilmesi ve fuar ile tescil başvurusu arasındaki sürenin de dikkate alındığı, tarafların aynı hizmet sınıfında faaliyet gösterdiği, davalının dava konusu markayı kullandığına ilişkin delil ibraz etmediği, sunulan delillerin “Valentine Diamond” ibareli markasal kullanımlara yönelik olduğu dikkate alındığında İlk Derece Mahkemesince tescilde kötü niyetin kabul edilmesinin yerinde görüldüğü, dava tarihi itibarı ile davacının haklılık durumu nedeni ile yargılama giderleri davalı taraf üzerinde bırakıldığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 331 inci maddesinin birinci fıkrası, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 8 inci, 42 nci ve 45 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Kanun’un 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun’un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 20.11.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Karar Künyesi
- Yargıtay Dairesi: 11. Hukuk Dairesi
- Esas Numarası: 2023/6734 E.
- Karar Numarası: 2024/8132 K.
- Karar Tarihi: 20.11.2024
Anahtar Kavramlar
- Kötüniyetli Marka Tescili (SMK m. 6/9)
- Marka Hükümsüzlüğü
- İltibas Tehlikesi (SMK m. 6/1)
- Yurt Dışı Markanın Fiili Kullanımı (Fuar)
- Dava Konusuz Kalması
- Yargılama Giderlerinde Haklılık Tespiti (HMK m. 331/1)
- Dürüstlük Kuralı (TMK m. 2)
- Tescilsiz Markanın Korunması
Özet
Bu akademik makale, Yargıtay [https://karararama.yargitay.gov.tr/] 11. Hukuk Dairesi’nin 20.11.2024 tarihli, 2023/6734 E., 2024/8132 K. sayılı ONAMA kararı ekseninde, Sınai Mülkiyet Kanunu [https://etkinpatent.com/sinai-mulkiyet-kanunu/] (SMK) m. 6/9 hükmündeki kötüniyetli marka tescili iddiasının ispat kriterlerini incelemektedir. Karar, yurt dışında tescilli olan GIA markasının, Türkiye’deki bir fuar etkinliğinde kullanılması bilgisini edinen davalının, aynı ibareyi içeren markayı tescil ettirmesini kötüniyetli kabul etmiştir. Yargıtay, dava konusuz kalsa bile (markanın süresinin bitmesi nedeniyle), Bölge Adliye Mahkemesi’nin HMK m. 331/1 uyarınca, dava tarihi itibarıyla davacının haklılık durumunu esas alarak yargılama giderlerini davalıya yüklemesini onamıştır. Bu içtihat, yurt dışı markaların tescilsiz fiili kullanımının, kötüniyetli tescile karşı güçlü bir koruma sağladığını ve hukuki mücadelenin yargılama gideri açısından da karşılık bulacağını göstermesi açısından büyük öneme sahiptir.
Giriş
Fikri mülkiyet hukuku, sınai hakları koruma altına alırken, aynı zamanda hukukun genel ilkelerinden olan dürüstlük kuralı (TMK m. 2) ile de sıkı bir ilişki içindedir. Marka hukukunda bu ilkenin en somut yansıması, kötüniyetli marka tescili yasağıdır (SMK m. 6/9). Bir markanın tescil edilebilirliğini engelleyen bu mutlak ret nedeni, özellikle yurt dışı markaların Türkiye pazarına girişi sırasında karşılaştığı haksız tescil girişimlerine karşı temel savunma mekanizmasını oluşturur.
Bu çalışmanın inceleme konusu olan Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 20.11.2024 tarihli kararı, yurt dışı tescilli “GIA Gemological Institute of America” markasının, Türkiye’de fuara katıldıktan hemen sonra yerel bir rakip tarafından “GIA Gemological Institute of Ankara” adıyla tescil edilmesi vakasını ele almaktadır. Makalenin amacı, bu emsal karar ışığında, Yargıtay’ın kötüniyetin ispatındaki somut kriterlerini, kararın gerekçelerini ve bu görüşün destekleyici içtihatlar ile doktrindeki yerini derinlemesine incelemektir.
İnceleme Konusu Yargıtay Kararının Analizi
Yargıtay’ın Hukuki Değerlendirmesi ve Dayandığı Temeller
Yargıtay‘ın bu kararı onamasında dayandığı temel hukuki argümanlar, SMK’daki özel hükümler ile genel hukuk ilkelerinin kesişim noktasını işaret eder:
- Kötüniyetli Tescil Karinesi (SMK m. 6/9): Yargıtay, İlk Derece ve BAM’ın tespitini destekleyerek, davalının, davacının Türkiye’de fuara katıldığını bilerek ve sadece gemoloji gibi çok sınırlı bir çevrede bilinen bir alanda, davacı markasının ayırt edici unsurunu (GIA) birebir kopyalamasını, tescil anında kötüniyetin somut kanıtı olarak kabul etmiştir. Kötüniyet, markanın haksız amaçlarla tescil edildiğini gösterir.
- İltibas Tehlikesi (SMK m. 6/1): Markaların esas unsurlarının ve faaliyet sınıflarının aynı olması, aradaki benzerliğin iltibas tehlikesi yaratacağını kabul etmiştir. Davalı markasına eklenen “Ankara” ibaresinin, markalar arasındaki benzerlikten kaynaklanan karıştırılma ihtimalini ortadan kaldırmadığı saptanmıştır (Yargıtay 11. HD, E. 2016/100).
- Dava Konusuz Kalması ve Gider Rejimi (HMK m. 331/1): Markanın, dava sürecinde müddet olması (tescil süresinin dolması) nedeniyle sicilden terkin edilmesi üzerine, karar verilmesine yer olmadığı hükmü verilmesi usul hukuku açısından doğrudur. Ancak Yargıtay, Bölge Adliye Mahkemesi’nin, yargılama giderlerini karara bağlamak için, davanın açıldığı anda kötüniyetin varlığını tespit ederek davacının haklı olduğuna karar vermesini HMK m. 331/1 uyarınca yerinde görmüş ve bu tespiti onamıştır. Bu, esasa ilişkin haklılığın, usulü bir karar karşısında dahi korunacağını gösterir.
Gerekçenin Analizi ve Mantık Silsilesi
Kararın gerekçelendirilmesinde izlenen mantık silsilesi, kötüniyetin tespiti ve davanın akıbeti olmak üzere iki ana aşamada incelenebilir:
- Kötüniyetin Somutlaşması:
- Bilgi (Fuarda Rastlaşma): Davacı, Mart 2012’de Türkiye’deki fuara katılmış; davalı da bu fuarın katılımcısıdır. Bu, davalının davacı markasının Türkiye’ye giriş niyetini ve varlığını doğrudan bildiğini gösterir.
- Kasıt (Kopyalama): Davalı, bu bilgiyi edindikten çok kısa bir süre sonra (Mayıs 2012), özel bir sektördeki markanın ana ibarelerini (GIA Gemological Institute) birebir kopyalamıştır. Bu, haksız iktisap kastının varlığını işaret eder.
- Nihai Tespit: Yurt dışı tescilli markanın fuar yoluyla fiilen kullanılması ve davalının bu kullanımdan haberdar olması, kötüniyetli tescilin kabulünü zorunlu kılmıştır.
- Usul Hukukundaki Sonuçlar:
- Konusuzluk: Dava konusu marka süresinin dolmasıyla sicilden terkin olduğu için, hükümsüzlük talebi hakkında esas (kabul/red) kararı verilmesine gerek kalmamıştır.
- Gider Yükümlülüğü: Ancak mahkeme, kötüniyetin varlığını tespit ederek, davacının davasını açarken haklı olduğunu saptamış ve bu haklılık durumuna dayanarak tüm yargılama giderlerini ve marka tescil ücreti [https://etkinpatent.com/marka-tescil-ucreti/] gibi masrafları davalıya yüklemiştir. Yargıtay, bu kararı onayarak usul ve esası birleştirmiştir.
Karardaki Kilit Cümleler
Yargıtay‘ın görüşünü en net biçimde özetleyen kilit tespitler şunlardır:
- “…davalının da bu fuarın katılımcıları arasında yer aldığı, 22.05.2012 tarihinde de dava konusu markanın tescili için başvurduğu… İlk Derece Mahkemesince tescilde kötü niyetin kabul edilmesinin yerinde görüldüğü…”
- “…sınırlı sayıda kişinin bildiği jemoloji, gemological ibaresinin ve davacı markasının aynısının seçilmesi ve fuar ile tescil başvurusu arasındaki sürenin de dikkate alındığı…”
- “…dava tarihi itibarı ile davacının haklılık durumu nedeni ile yargılama giderleri davalı taraf üzerinde bırakıldığı gerekçesiyle… karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş…”
Yargıtay’ın Konuya İlişkin İstikrarlı Görüşü ve Destekleyici İçtihatlar
İncelenen karar, Yargıtay’ın kötüniyetli marka tesciline karşı istikrarlı bir şekilde uyguladığı içtihadın güncel bir örneğidir.
Uygulamadan Örnekler ve Hukuki Niteleme Sorunları
Çekişme Konusu Somut Örnekler
Kötüniyetli tescilin kabulü, her zaman somut delil gerektirse de, Yargıtay’ın içtihadı belirli durumlar için güçlü karineler oluşturmuştur:
- Örnek A (Kötüniyetli Tescil – Fuarla İlişki): İtalyan “PASTA-PERFETTA” makarna firması, İstanbul Gıda Fuarı’na katılır ve katalog dağıtır. Fuardan 2 ay sonra, fuarda stant açan bir Türk firma, markayı küçük bir ekle “PASTA-PERFECT-TÜRKİYE” adıyla tescil ettirir. Yargıtay Bakış Açısı: Davalı firmanın, davacının markasının varlığını ve Türkiye pazarına giriş niyetini fuar aracılığıyla bildiği açıktır. İtalyan markasının birebir aynısının tescil edilmesi, SMK m. 6/9 kapsamında kötüniyetin somut göstergesidir ve tescil hükümsüz kılınır. Bu, ana karardaki GIA-fuara katılım ilişkisiyle tam olarak örtüşmektedir.
- Örnek B (Kötüniyet Olmaması): Bir Türk girişimci, internette rastladığı “Sakura-Blossom” ibaresini beğenerek tescil ettirir. Davacı Japon firması ise markasını 15 yıldır yurt dışında kullanmasına rağmen, Türkiye’de hiçbir tanıtım veya ticari faaliyette bulunmamıştır. Yargıtay Bakış Açısı: Davalının markayı tescil anında bildiğine dair somut bir kanıt (ticari ilişki, katalog, fuar katılımı vb.) yoksa, sırf yurt dışında tescilli olması kötüniyet için yeterli olmayabilir. İspat yükü davacıdadır ve bu durumda dava reddedilebilir.
Karşılaştırmalı Analiz: Hukuka Aykırılık Kriterleri
Bilimsel Görüşler
Yargıtay‘ın bu konudaki yaklaşımı, doktrindeki ağırlıklı görüşle tam bir paralellik arz etmektedir:
- Dürüstlük Kuralı: Prof. Dr. Fikret Eren ve Prof. Dr. Yüksel Erdoğmuş gibi akademisyenler, kötüniyetli tescil kavramının, Medeni Kanun’un 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralının marka tescili safhasına yansıması olduğunu vurgular. Marka tescil hakkının, bir başkasının itibarını veya emeğini haksız yere iktisap etme aracı olarak kullanılmasına müsaade edilmemesi esastır.
- Kötüniyet Karinesinin Güçlülüğü: Prof. Dr. Arslan Kaya da, özellikle davalının, tescilsiz yabancı markanın Türkiye’deki fiili bilinirliğinden (fuar, katalog, ticari teklifler) haberdar olmasının ispatlanması durumunda, kötüniyet karinesinin son derece güçlü olduğunu ve bu karinenin, davalının tesadüf savunmasını çürüteceğini belirtmektedir.
Uluslararası Hukuk ve Karşılaştırmalı Bakış
İncelenen karar, Türk marka tescil hukukunun uluslararası standartlarla ne ölçüde örtüştüğünü göstermesi açısından önemlidir:
- Paris Sözleşmesi ve AİHM: Yargıtay’ın benimsediği kötüniyet yaklaşımı, fikri mülkiyet haklarının korunmasında haksız rekabeti önleme amacını taşıyan Paris Sözleşmesi’nin temel ilkeleriyle uyumludur. Her ne kadar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) doğrudan marka hükümsüzlüğü kararı vermese de, mülkiyet hakkı olarak markanın (AİHS Ek 1, m. 1) korunması, kötüniyetli eylemlere karşı etkili bir ulusal yargı yolunun varlığını gerektirir.
- Avrupa Birliği (AB) Hukuku: Avrupa Birliği Marka Hukuku’nda (EUTMR) kötüniyet (bad faith), marka başvurusuna karşı en sık ileri sürülen ve mahkemelerce ciddiye alınan mutlak ret nedenlerinden biridir. AB Adalet Divanı’nın (CJEU) kararları da, Yargıtay‘ın bu kararda kullandığı gibi, davalının markayı bilerek tescil ettirme kastını (örneğin eski ticari ortaklık, distribütörlük veya fuar gibi bilgi kaynaklarından haberdarlık) kötüniyetin temel kanıtı saymaktadır. Türk Hukuku’nun bu konuda uluslararası pratiği yakaladığı görülmektedir.
Sonuç
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin E. 2023/6734 sayılı kararı, Türk marka tescil hukukunda kötüniyetli tescil kavramının ispatı ve hukuki sonuçları açısından net bir yol haritası sunmaktadır.
- Fiili Kullanım Yeterliliği: Uluslararası tanınmışlığa ulaşılmasa bile, bir markanın Türkiye’deki fuar katılımı veya ilgili sektörce biliniyor olması, kötüniyetin varlığı için yeterli karine teşkil eder.
- Dürüstlük İlkesi Üstünlüğü: Aynı sektörde yer alan ve rakibinin markasını bilerek tescil eden bir tarafın eylemi, dürüstlük kuralına aykırı kabul edilerek hükümsüzlük talebinde bulunma hakkı korunur (Yargıtay HGK, E. 2020/11-700).
- Yargılama Giderlerinde Haklılık: En önemlisi, dava konusuz kalsa dahi, davanın açılış anındaki haklılığın (kötüniyetin varlığının) tespit edilerek yargılama giderlerinin davalıya yüklenmesi, hak arama hürriyetini ve hukuki mücadeleyi teşvik eden adil bir çözümdür.
Uygulayıcılara tavsiye, yabancı markalar adına marka tescil başvurusu yapmadan önce, markanın Türkiye’deki herhangi bir fuar, internet veya ticari ilişki yoluyla fiili bilinirliğinin olup olmadığının detaylıca araştırılmasıdır; aksi takdirde, tescil, hükümsüzlük riski ve yargılama gideri yükümlülüğü ile karşı karşıya kalacaktır.
Sıkça Sorulan Sorular
- Soru: Kötüniyetli marka tescili (SMK m. 6/9) nedir? Cevap: Bir kişinin, başkasına ait ve bilinen bir markayı, o markanın itibarından haksız yere yararlanmak veya gerçek hak sahibinin Türkiye’deki faaliyetlerini engellemek amacıyla kendi adına tescil ettirmesidir.
- Soru: Bir marka tescilinin kötüniyetli olduğu nasıl ispatlanır? Cevap: Kötüniyet, genellikle davalının tescil anında davacının markasını bildiğine veya bilmesi gerektiğine dair somut delillerle (ticari ilişki, fuar katılımı, kataloglar vb.) ispatlanır.
- Soru: Yurt dışı tescilli bir markanın Türkiye’de tescili yoksa, kötüniyet iddiası ileri sürülebilir mi? Cevap: Evet. Yargıtay’a göre, marka Türkiye’de tescilli olmasa bile, fuar katılımı veya tanıtım gibi yollarla ilgili sektörce fiilen bilinir hale gelmişse kötüniyet iddiası ileri sürülebilir. (Yargıtay 11. HD, E. 2023/6734)
- Soru: Yargıtay, fuar katılımını neden kötüniyetin delili saymıştır? Cevap: Fuar katılımı, markanın Türkiye pazarına giriş yaptığını ve rakip firmaların bu markayı görerek bilgi sahibi olduğunu gösteren somut bir delildir. Kararda davalının da aynı fuarın katılımcısı olması bu karineyi güçlendirmiştir.
- Soru: Kötüniyetli tescilin kanuni dayanağı hangi maddedir? Cevap: 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK)‘nun 6. maddesinin dokuzuncu fıkrası (m. 6/9) bu yasağın kanuni dayanağını oluşturur.
- Soru: Kötüniyetli olduğu tespit edilen markanın hukuki sonucu nedir? Cevap: Markanın hükümsüzlüğüne karar verilir ve sicilden terkin edilir.
- Soru: Kötüniyetli tescilde hükümsüzlük davası için bir hak düşürücü süre var mıdır? Cevap: Hayır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun istikrar kazanmış kararlarına göre, tescil anında kötüniyetin varlığı tespit edildiği takdirde, dava açma süresi (5 yıl) işlemeyecektir. (Yargıtay HGK, E. 2020/11-700)
- Soru: Marka, dava devam ederken tescil süresi bittiği için silinirse (müddet olursa) ne olur? Cevap: Bu durumda, mahkeme davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına hükmeder (Yargıtay 11. HD, E. 2023/6734).
- Soru: Dava konusuz kalırsa yargılama giderleri kime yüklenir? Cevap: HMK m. 331/1 uyarınca, yargılama giderleri, davanın açıldığı tarihteki haklılık durumuna göre belirlenir. Yargıtay, kötüniyetin tespiti nedeniyle davacının haklı olduğuna karar verilerek giderlerin davalıya yüklenmesini hukuka uygun bulmuştur.
- Soru: Davalı, dava konusu markayı kullanmadığını iddia ederek kötüniyetten kurtulabilir mi? Cevap: Hayır. Kötüniyet, tescil anındaki niyeti ifade eder. Markanın kullanılıp kullanılmaması, kötüniyetin varlığını ortadan kaldırmaz.
- Soru: Davalı markaya coğrafi bir ibare (örn. “Ankara”) eklenmesi iltibası ortadan kaldırır mı? Cevap: Hayır. Yargıtay’a göre, markanın ayırt edici esas unsurları aynı kaldığı sürece, “Ankara” gibi bir coğrafi ekleme, tüketici nezdinde oluşacak iltibas tehlikesini ortadan kaldırmaz.
- Soru: İltibas (karıştırılma) tehlikesinin tespiti için hangi kanun maddesi esas alınır? Cevap: SMK m. 6/1 (karıştırılma tehlikesi) ve eski 556 KHK m. 8/1.
- Soru: GIA kararında markalar hangi açılardan benzer bulunmuştur? Cevap: Markayı oluşturan ana unsurlar (GIA Gemological Institute) ve tarafların faaliyet gösterdiği sektörler (jemoloji/değerli taşlar) bakımından benzerlik tespit edilmiştir.
- Soru: Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) nezdindeki itirazlar kötüniyet gerekçesiyle reddedilmişse, mahkemede dava açılabilir mi? Cevap: Evet. TÜRKPATENT kararları aleyhine mahkemede hükümsüzlük davası açılabilir. Mahkeme, idari karardan bağımsız olarak kötüniyet tespitini yapma yetkisine sahiptir.
- Soru: Kötüniyetli tescil, marka tescil sürecinde mutlak ret nedeni midir? Cevap: Evet, SMK m. 6/9 mutlak ret nedenleri arasında sayılmıştır.
- Soru: TÜRKPATENT‘e yapılan itiraz süresini kaçıran hak sahibi, daha sonra dava açabilir mi? Cevap: Evet. İtiraz süresinin kaçırılması, mahkemede hükümsüzlük davası açma hakkını ortadan kaldırmaz, özellikle kötüniyet iddiası varsa.
- Soru: Kötüniyetli tescil yasağı hangi hukuki ilkeye dayanır? Cevap: Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ilkesine dayanır.
- Soru: Paris Sözleşmesi‘nin bu konudaki rolü nedir? Cevap: Sözleşme, tanınmış markaların korunması ve haksız rekabetin önlenmesi ilkelerini içerir. Yargıtay’ın kararı da bu uluslararası koruma mantığıyla paralellik gösterir.
- Soru: Yargıtay’ın bu kararı, Avrupa Birliği marka hukuku ile uyumlu mudur? Cevap: Evet. AB Marka Hukuku’nda da kötüniyet (bad faith) mutlak ret nedenidir ve bilgi akışının ispatı kötüniyetin tespiti için kilit rol oynar.
- Soru: Ticari vekil veya distribütörün kendi adına tescili de kötüniyet sayılır mı? Cevap: Evet. Yargıtay içtihatlarına göre, vekil veya temsilcinin müvekkilinin markasını kendi adına tescil ettirmesi, sadakat yükümlülüğüne aykırılıktan dolayı mutlak kötüniyetli tescil kabul edilir (SMK m. 6/2).
- Soru: Dava konusuz kaldığında verilen karar verilmesine yer olmadığı kararı esas hakkında bir karar mıdır? Cevap: Hayır, usule ilişkin bir karardır. Ancak bu karara esas teşkil eden ve yargılama giderlerini etkileyen haklılık tespiti esasa ilişkindir.
- Soru: Marka tescil başvurusu yaparken nelere dikkat edilmelidir? Cevap: Başvurudan önce markanın yurt içinde ve yurt dışında fiili bilinirliği, tescilleri ve ticari ilişkilerde kullanılıp kullanılmadığı detaylıca araştırılmalıdır.
- Soru: Dava konusu markanın terkin edilmesi (silinmesi) halinde, davacı tescil ettirme hakkı kazanır mı? Cevap: Evet. Hükümsüzlük veya terkin kararı, davacının aynı markayı tescil ettirmesinin önündeki engeli kaldırır.
- Soru: Kötüniyetin tespiti, dürüstlük kuralının ihlali anlamına mı gelir? Cevap: Kesinlikle. Kötüniyetli tescil, fikri mülkiyet hukukunda dürüstlük kuralının (MK m. 2) en ağır ihlallerinden biri olarak kabul edilir.
- Soru: Bu karardaki markanın sektörüne ilişkin özel ibare (jemoloji/gemoloji) neden önemlidir? Cevap: Çok sınırlı sayıda kişinin bildiği, özel bir sektöre ait ibarenin davacı markasıyla aynı şekilde seçilmesi, tesadüfi seçim iddiasını zayıflatır ve kopyalama kastını güçlendirir.
- Soru: Yargıtay bu kararla, tescil ettirmeyen markanın korunmasını mı sağlamıştır? Cevap: Evet, tescil olmasa bile, fiili kullanım ve bilinirlik yoluyla dürüstlük kuralı çerçevesinde koruma sağlamıştır.
- Soru: Davalı vekilinin istinaf ve temyiz talepleri neden reddedilmiştir? Cevap: İstinaf kısmen kabul edilip usulde karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmiş, ancak temyiz incelemesinde BAM’ın verdiği kararın, esasa ilişkin haklılık tespiti (kötüniyet) ve usulü sonucu (konusuzluk) itibarıyla usul ve yasaya uygun olduğu görülerek temyiz reddedilmiştir.
- Soru: Davacı, tanınmış marka statüsünde değerlendirilemese bile neden haklı bulunmuştur? Cevap: Tanınmış marka statüsünde değerlendirilmesi mümkün olmasa dahi, davalının markayı tescil anında bilerek ve kötüniyetli olarak tescil ettirmesi, hükümsüzlük için yeterli bir nedendir.
- Soru: Aynı markanın seri tescil olması, kötüniyeti ortadan kaldırır mı? Cevap: Hayır. Davalının aynı markayı seri halinde tescil ettirmesi, asıl markanın kötüniyetli olduğu tespiti karşısında bir koruma sağlamaz.
- Soru: Kötüniyetli tescil davasında davacı, tescilli markanın kendisinden devrini isteyebilir mi? Cevap: Evet. SMK m. 10 uyarınca, kötüniyetli tescil durumunda, gerçek hak sahibi markanın kendi adına devrine de karar verilmesini talep edebilir.
Bülent AYDIN
Marka Uzmanı
Etkin Patent Kurucusu ve Yöneticisi
NOT:
“Yorumlar, ilgili Yargıtay kararlarının öznel değerlendirmesidir. Her somut olay farklılık gösterebilir. Buradaki açıklamalar genel bilgilendirme amaçlıdır, bağlayıcı hukuk görüşü teşkil etmez.”
Beyoğlu Patent
ETKİN PATENT | MARKA STRATEJİSTİ: BÜLENT AYDIN
Beyoğlu Patent, 21 yılı aşkın kurumsal tecrübeye sahip Etkin Patent bünyesinde faaliyet gösteren tescilli ulusal sınai mülkiyet kuruluşudur. Yayınlanan tüm makaleler, rehberler ve sektörel içerikler, marka tescili süreçlerinde hatalı işlem yapılmasını önlemek amacıyla uzman marka stratejistleri ve sınai mülkiyet danışmanlarının denetiminden geçerek doğrulanmıştır. Platformumuzda sunulan güncel içtihatlar ve tescil metotları, marka haklarının ulusal ve uluslararası düzeyde eksiksiz korunmasını hedefleyen operasyonel bir süzgecin ürünütedir.

